Merhaba, ben mehmettunabas
Profilime bak


Ekim 2009

SMTWTFS
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

Tag

Son yorumlar

En son yazılar

Syndicate content

My Dada'ya ekle

My Dada'ya ekle

İçeriklerini paylaş

De.licio.us
Kategoriler gezegenler

Buzul altında dev okyanus yatıyor

yazan mehmettunabas (13/10/2009 - 03:22)

Buzul altında dev okyanus yatıyor
Jüpiter gezegeninin buzullardan oluşan uydusu "Avrupa"da yaşam olasılığının çok yüksek olduğu belirtildi.

Almanya'nın önemli gazetelerinden Frankfurter Rundschau'da yer alan bir habere göre, Avrupa'daki büyük  buzulların altında, bol oksijen içeren dev bir okyanusun bulunduğu tahmin ediliyor. 

Arizona Üniversitesi'nde görev yapan Amerikalı gezegen bilimcisi Richard Greenberg'in, Jüpiter'in uydusu "Avrupa" da mevcut olan şartlar altında yaşam olmasına kesin gözüyle baktığı belirtildi.

KÜÇÜK BOY BALIK CİNSİ CANLILAR YAŞIYOR

Greenberg'in araştırmaları sonucunda, Avrupa'daki buzulların altında bulunan okyanusun, bugüne kadar tahmin edilenden daha fazla oksijen içerdiği sanılıyor. Bu okyanusta sadece mikroskobik küçük canlılar değil, küçük boyda balık cinsi hayvanların yaşamasının da mümkün olduğu belirtildi. Kaynak:Hürriyet haber..

Kızıl Gezegenden şaşırtıcı fotoğraflar

yazan mehmettunabas (01/05/2008 - 22:33)

http://www.google.com/sky/   (google skay ile uzayı izleyin)

Mars’taki robotlardan Opportunity, Kızıl Gezegen’in yeni şaşırtıcı fotoğraflarını göndermeye devam ediyor.

ANKARA - İçinde bulunduğu Victoria Krateri’nin panoramik görüntülerini geçen Opportunity’nin gönderdiği fotoğraflardaki rengin gerçeğe çok yakın olduğunu ve Ördek Körfezi adı verilen noktadan geçildiğini belirten NASA yetkilileri, iniş yaptığı yerden yaklaşık 10 km uzakta bulunan Opportunity’nin iki hafta önce içine girdiği Victoria Krateri’ndeki araştırma çalışmalarını sürdürdüğünü kaydettiler.

NASA’dan yapılan açıklamada, kraterin panoramik fotoğrafının robotun iki gün içinde gönderdiği 30’dan fazla değişik görüntünün birleştirilmesiyle elde edildiği belirtilerek, Opportunity’nin kraterin içindeki bir kaya parçası üzerinde değişik katmanlarda robot koluyla yürüttüğü incelemeler ile buradan numune alma çalışmalarının devam ettiği kaydedildi.

Opportunity’nin bu incelemelerinin, bilim insanlarına kraterin oluşumu ve farklı görüntüsü hakkında doyurucu bilgi sağlaması bekleniyor.

Bilim insanları, yaklaşık 800 metre genişliğindeki bu kraterde ayrıca, Kızıl Gezegen’de başka yerlerde de görülen ve suyun varlığının kanıtı olduğu düşünülen yumrucuklardan bulmayı umut ediyorlar.

İkizi ile birlikte Mars’a 3 aylığına gönderilmesine karşın 43 ayı aşkın zamandır görevini sürdüren Opportunity’nin kraterin dibine kadar inemeyeceğini belirten NASA mühendisleri, kraterin köşesinden yaklaşık 100 metre uzakta kaygan kumdan oluşan bir tepenin bulunduğunu, bu noktadan öteye gitmenin tehlikeli olabileceğini kaydediyorlar.

NASA yetkilileri kısa süre önce, uzun süredir devam eden toz ve kum fırtınasının şiddetini yitirmesi ve havanın açmasının ardından çıkan hafif rüzgarın ikiz robotların güneş panellerindeki tozları temizlediğini, bataryalarının tam güçle dolmasını sağladığını belirtmişlerdi.

Yeri dolayısıyla toz fırtınalarından ikizi Opportunity kadar etkilenmeyen Spirit adlı diğer robot ise adına “Home Plate” (Yurt Düzlüğü) denilen ve lav ile su karışımı bir toprağın kanıtlarının yer aldığı kaya katmanından oluşan bölgede uzun süredir bulunuyor.

KAGUYA’DAN DA FOTOĞRAF GELDİ
Öte yandan, Japonya’nın Ay’a gönderdiği “Kaguya” isimli uzay aracı 110 bin km uzaktan, Dünya’nın yüksek çözünürlüklü mükemmel görüntülerini gönderdi.

Görüntüleri çeken yüksek çözünürlüklü kamerayı geliştiren Japon devlet televizyon kanalı NHK, Dünya’nın ilk kez 110 bin km uzaklıktan yüksek çözünürlüklü filme alındığını belirterek, uzay koşullarına ve Kaguya aracının hedefine uygun bu kamerayı geliştiren mühendisleri kutladığını bildirdi.

Japon Uzay Ajansı (Jaxa) da Kaguya’nın yolculuğunun öngörüldüğü gibi devam ettiğini açıkladı.

Japonya, Ay’ın kökenini ve evrimini daha iyi anlayabilmek amacıyla 14 Eylül’de uzaya Kaguya isimli aracı göndermişti.

Japon uzay kurumu yetkilileri, “Kaguya”nın fırlatılışının, Ay’ın keşfi bakımından yepyeni bir çağın başlangıcı olacağını düşünüyor.

355 milyon dolarlık programın, 1969’daki Amerikan Apollo programından bu yana en büyük proje olduğu belirtiliyor.

Ay’a ayak basmanın ya da belli noktalara uzay aracı indirmenin, bu gök cisminin tam anlamıyla anlaşılmasına yetmediğini söyleyen Japon uzmanları, uzaktan mercek altına alarak Ay’ın tamamı hakkında çok daha ayrıntılı bilgi edinebileceklerini düşünüyor.

Bir yetkili, “kutuplarda donmuş halde su bulunduğu iddiasını bu yolla doğrulayabileceklerini ya da çürütebileceklerini” belirtti.

Japonlar, insanoğlunun Ay’dan ne şekilde yararlanabileceğinin de bu araştırma sonunda belli olacağına inanıyor.

“Kaguya”, bir sonda ile iki gözlem uydusundan oluşuyor. Ay, bir yıl süreyle gözlem altında tutulacak ve uydunun haritası çıkarılacak, yüzeyindeki minerallerin dağılımı incelenecek, yeraltı katmanlarının yapısıyla yüzeyin nitelikleri tespit edilecek. Bu süre zarfında Ay’ın manyetik yapısı da incelenecek. “Kaguya”, görevini tamamladıktan sonra Ay’a çarparak “intihar edecek.”
TUNALIM...

55 CANCRİ'NİN YENİ BİR GEZEGENİ BULUNDU

yazan mehmettunabas (07/03/2008 - 18:37)

 
 
 
 
Amerikalı gökbilimciler yeryüzünden 41 ışık yılı uzaklıkta, bir yıldızın çevresinde yeni bir gezegen keşfettiklerini açıkladılar.

Gezegen avcıları keşfedilen güneş sisteminin kendi güneş sistemimize benzediğini söylüyor

 

55 Cancri yıldızının yörüngesinde bulunduğu keşfedilen gezegenlerin sayısı böylece beşe çıktı.

Yengeç takım yıldızlarında bulunan 55 Cancri yıldızı, Dünya'mızın içinde yeraldığı güneş sistemi dışında varlığı saptanan tek güneş sistemi.

Gökbilimciler, kendi güneş sistemimiz dışında 250'yi aşkın gezegen keşfetti. Son keşfi yapan Amerikalı grubun buluşları, diğer gökbilimcilerinkinden çok daha fazla sayıda.

Yeni bulunan gezegen, Dünya'nın kütlesinden 45 kat büyük ve gazlardan oluşuyor.

Yüzey ısısının ılıman olduğu belirtilen yeni gezegenin çevresinde, eğer kayalık bir ay veya aylar bulunuyorsa, teorik olarak suyun da bulunabileceği belirtiliyor.

Ama gezegen avcılarını asıl meraklandıran nokta, daha geniş boyutlu tablo.

Uzmanlar, beş gezegenli bu güneş sisteminin bizim güneş sistemimize çok benzediğini söylüyorlar.

Gezegenlerin yörüngesinde döndüğü yıldız, yaş ve kütle olarak dünyanın çevresinde döndüğü Güneş'e benziyor. Sözkonusu güneş sisteminde ayrıca, tıpkı kendi güneş sistemimizdeki Jüpiter gibi, ama Jüpiter'in kütlesinin dört kat fazlası büyüklükte, gaz devi olan bir gezegen de yeralıyor.

Aynı güneş sisteminde henüz Dünya ya da Venüs gibi, kayalık bir gezegen bulunabilmiş değil. Ancak ABD'deki California Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Geoff Marcy, böyle bir keşfin de sadece zaman ve teknoloji meselesi olduğunu kaydediyor.

Tabii bütün bu gezegenler, gözle görülemiyor. Gökbilimciler yıldızların hareketlerindeki en ufak değişimi saptayıp çevrelerindeki gezegenleri belirlemeye çalışıyorlar.

Ancak yılın doğru zamanında ve bulutsuz bir havada, 55 Cancri yıldızını kolayca, sadece bir dürbünle görebilmek mümkün....Mehmet...

Uzayı NASA'nın videodan izleyiniz(http://www.nasa.gov/)

GEZEGENLER

yazan mehmettunabas (23/02/2008 - 02:45)

 
 
 

Çevresine ısı ve ışık yaymayan sadece çevresindeki yıldızlardan aldıkları,ısı ve ışığı yansıtan gök cisimlerine denir.

Güneş Sistemimi’zin bir parçası olan bu dokuz gezegen, hem kendi etraflarında, hem de Güneş’in etrafında sıralanmış bir şekilde sürekli dönerler. Güneş’e en yakın olandan en uzağa doğru gezegenler; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton’dur. Dünyamız, Güneş’e yakınlık sıralamasında üçüncüdür.

Gezegenler değişik şekillerde sınıflandırılırlar:

Terrestrial (Dünya benzeri, kayalık) gezegenler: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars (Bu sınıftaki gezegenler büyük oranda kaya ve metallerden oluşmuşlardır, nispeten yüksek yoğunluktadırlar. Halkaları yoktur. Hiç ya da az sayıda uyduya sahiptirler.

Jovian (Jupiter benzeri, gazlardan oluşmuş) gezegenler: Jupiter,Satürn, Uranüs, Neptün (Bu sınıftaki gezegenler büyük oranda hidrojen ve helyumdan oluşmuşlardır. yoğunlukları düşüktür, derin atmosferlere, halkalara ve çok sayıda uyduya sahiptirler)

Güneşe olan uzaklıklarına göre:
İç Gezegenler: Merkür, Venüs, Dünya ve Mars
Dış gezegenler: Jupiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto
Mars ve Jupiter arasındaki Asteroid kuşağı iki sınıf arasındaki sınırı oluşturur..

Mehmet Tunabaş

Kategoriler gezegenler